İNSAN; İSLAM ve SEVGİ

Mustafa Demir
3266 Görüntüleme
22 Aralık 2025 23:40
Son Güncelleme: 22 Aralık 2025 23:40
İNSAN; İSLAM ve SEVGİ

İnsan, Allah’ın yarattığı varlıkların en şereflisidir. Bu ifade sadece bir inanç cümlesi değil, aynı zamanda insanın hayata bakışını şekillendiren güçlü bir hakikattir. Yüce Allah, insanı belli bir denge üzere yaratmıştır. Klasik düşünce ve tasavvufî anlayışta bu denge; toprak, hava, su ve ateş unsurlarıyla anlatılır. Asıl vurgu ise şudur: İnsan, dengede kaldığı sürece insandır.

Günlük hayatımıza baktığımızda da bunu açıkça görürüz. Vücut sıcaklığından nefese, su ihtiyacından genel beden sağlığına kadar her şey bir denge üzerinedir. Bu denge bozulduğunda, hayat zorlaşır; bazen de durma noktasına gelir.

Ancak insan sadece maddi bir varlık değildir. Onu asıl insan yapan, manevî donanımıdır. Kalbe bağlı olarak gönül, ruh, sır, hafi ve ehfa gibi derinliklerle yaratılmıştır. Sevinç, hüzün, merhamet, düşünce ve vicdan dediğimiz her hâl, bu manevi yapının bir yansımasıdır. Hadis-i kudsîde Yüce Allah’ın, kulunun Kendini kalbin en derin yerinde aramasına işaret etmesi, bu gerçeği hatırlatır.

Maneviyat ihmal edildiğinde, insanın iç dünyası yavaş yavaş körelir. Nasıl ki bedenî kalbin durması hayatın sonuysa, manevî kalbin ihmali de insanı büyük bir kayba sürükler. İşte bu noktada İslam, insanı yeniden ayağa kaldıran ilahî bir rehber olarak karşımıza çıkar. İslam; iman, merhamet ve gerçek sevgiyi insanın kalbine yerleştiren bir hayat nizamıdır.

Sevgi, Allah’ın en çok değer verdiği duygulardandır. Peygamberimize “Habîbullah” yani “Allah’ın sevgilisi” diye hitap edilmesi, sevginin dinimizdeki yerini açıkça gösterir. İslam, Allah’ı sevdiren ve sevdiğini üzmemeyi öğreten bir anlayıştır. İnsan Rabbini sevdiğinde, O’nu incitmemeye de gayret eder.

Bu sevgi bağı zayıfladığında ise insan nefsin esaretine girer ve gerçek huzurdan uzaklaşır. Peygamber Efendimiz’in, “Kişi sevdiğiyle beraberdir” sözü, bu bağın ne kadar hayati olduğunu hatırlatır.

Bu yüzden mümin, Allah ve Resûlü’nün sevgisiyle bağdaşmayan, inançla örtüşmeyen ve nefsanî arzuları yücelten anlayışlara karşı mesafeli durur. Peygamberimize tabi olmak; bilinçsiz taklitten uzak, ölçülü ve sorumluluk sahibi bir hayat sürmeyi gerektirir.

İnsanın yaratılış gayesi, Allah’a kulluk görevini sevgiyle yerine getirmektir. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli nimet ise akıldır. İbadetlerin akla hitap etmesi de bu yüzdendir. Akıl, insanı hem dünyada hem ahirette doğruya yönelten en güçlü rehberdir.

Aile hayatındaki huzur da ancak bu dengeyle mümkündür. Maddî imkânlar geçici bir rahatlık sağlayabilir; fakat kalıcı huzur, imanla desteklenen bir hayatla mümkündür. İslam; aile içinde merhameti, toplumda saygıyı ve birlikte yaşama ahlakını öğretir. Bu yönüyle İslam, gerçek anlamda sevgi ve barış dinidir.

Yüce Allah’ın bizlere lütfettiği üç aylar ve mübarek geceler, kalbi yeniden toparlamak için önemli fırsatlardır. Bu zamanlar, durup düşünmek, muhasebe yapmak ve yeniden yön tayin etmek için bir rahmet iklimidir.

Sonuç olarak insan, kiminle yol yürüdüğünü bilerek hayatını şekillendirmelidir. Çünkü insan, sonunda sevdiğiyle ve tercih ettiği yolda olanlarla birlikte olacaktır.

Bu satırları, okuyucularımıza kısa bir durak, küçük bir tefekkür anı olması niyetiyle kaleme aldım.

Tüm Vorarlberg TV okuyucularına; Rabbimden dünyada huzurlu, ahirette ise cennet ve Cemâlullah ile şereflenecek bir hayat diliyorum.

Selam, dua ve muhabbetlerimle…

Mustafa Demir

Yorum Yazın