Örnek İnsan Olabilmek

Ali Duranoglu
569 Görüntüleme
08 Haziran 2026 08:32
Son Güncelleme: 08 Haziran 2026 08:32
Örnek İnsan Olabilmek

Örnek İnsan Olabilmek

Kıymetli okurlarım,

Bugün sizlerle gönülden bir hasbihal yapmak istiyorum. Yaşadığımız çağda, ailemizden başlayarak toplumumuza ve çocuklarımızın geleceğine nasıl bir örnek olduğumuzu birlikte düşünelim. Belki de değişimin ilk adımı, önce kendimize samimiyetle ayna tutmak ve içten bir öz değerlendirme yapmaktır.

İnsan, yaşadığı çevrede yalnızca sözleriyle değil, davranışlarıyla da iz bırakır. Bazen içten bir tebessüm, bazen güzel bir selam, bazen de ihtiyaç sahibi birine uzatılan yardım eli; uzun konuşmalardan çok daha etkili olabilir. Çünkü insanlar çoğu zaman söylediklerimizi değil, yaşadıklarımızı hatırlar.

Avrupa’da yaşayan Türkler olarak farklı kültürlerle iç içe bir hayat sürüyoruz. İş yerinde, okulda, komşuluk ilişkilerinde ve günlük yaşamın her alanında toplumun bir parçasıyız. Bu nedenle sergilediğimiz her davranış yalnızca bizi değil, aynı zamanda temsil ettiğimiz değerleri de yansıtmaktadır.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), güzel ahlakı insanlığın en büyük hazinesi olarak göstermiştir. Onun hayatına baktığımızda insanları sert sözlerle değil; merhameti, adaleti, dürüstlüğü ve örnek yaşayışıyla etkilediğini görürüz. Tarih boyunca pek çok insan İslam’ın güzelliklerini önce Müslümanların ahlakında ve davranışlarında görmüş, daha sonra sözlerinde tanımıştır.

Bugün de en etkili tebliğ yöntemi güzel örnek olmaktır. Komşunun hakkına riayet etmek, işini dürüst yapmak, verdiği sözü tutmak, insanlara saygılı davranmak ve güler yüzlü olmak; inancımızın günlük hayattaki en güzel yansımalarıdır. Yaşadığımız toplumun bize bakarak “Ne güzel insanlar” diyebilmesi, bazen saatler süren konuşmalardan daha kıymetlidir.

Örnek insan olmanın temeli ise ailede atılır. Çocuklarımız söylediklerimizden çok yaptıklarımızı takip eder. Anne ve babanın birbirine gösterdiği sevgi, büyüklere duyduğu saygı, komşularla kurduğu ilişkiler ve günlük hayatta sergilediği davranışlar onların karakterini şekillendirir. Saygıyı önce evde öğrenirler; sevgiyi ise anne ve babalarının davranışlarında görürler.

Bu nedenle geleceği inşa etmek istiyorsak önce ailelerimizi güçlendirmeli, çocuklarımıza güzel ahlakı yaşayarak öğretmeliyiz. Çünkü sevgiyle büyüyen çocuklar merhametli olur, saygıyla yetişen çocuklar insanlara değer vermeyi öğrenir.

Aslında her birimiz, farkında olsak da olmasak da birilerine örnek oluyoruz.

Bu noktada anlamı oldukça derin olan kısa bir hikâyeyi paylaşmak isterim. Bir baba, küçük kızıyla kalabalık bir yerde yürürken:

“Yavrum, elimi sıkı tut ki kaybolmayasın.” der.

Küçük kız ise şu cevabı verir:

“Babacığım, asıl sen benim elimi tut. Çünkü ben korkarsam ya da düşerken elini bırakabilirim. Ama sen benim elimi tutarsan asla bırakmazsın ve ben güvende olurum.”

Bu kısa hikâye bize güvenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatmaktadır. Çocuklarımızın bizlerden beklediği yalnızca nasihat değil, aynı zamanda güven veren bir duruştur. Anne ve baba olarak evlatlarımızın elini bırakmayan insanlar olmalı; aynı zamanda yaşadığımız toplumda da güven duyulan, sözüne itibar edilen ve örnek gösterilen bireyler hâline gelmeliyiz.

Çocuklarımıza vereceğimiz en güçlü eğitim, sözlerimizden çok davranışlarımızdır. Bizi kitap okurken görürlerse bir gün onlar da kitaplara yönelir. Namaz kılarken, eşimizle sevgi ve muhabbet içerisinde vakit geçirirken görürlerse, gelecekte kendi hayatlarını da bu değerler üzerine kurarlar.

Ancak bizler sürekli telefon ve tabletlerle meşgul olup kendi dünyamıza çekilirsek, onlar da odalarına kapanıp ekranların içinde yaşamayı tercih edecektir. Çünkü çocuklar kulaklarıyla duyduklarından çok, gözleriyle gördüklerini hayatlarına taşırlar.

Dünyanın bugün her zamankinden daha fazla güzel örneklere ihtiyacı vardır. İnsanlar güvenilir, dürüst, yardımsever ve ahlaklı kimseleri gördüklerinde onlara yakınlık duyarlar. İşte bu noktada bizlere önemli görevler düşmektedir. Yaşadığımız toplumlarda ayrıştıran değil birleştiren, kıran değil onaran, nefret değil sevgi üreten insanlar olmalıyız.

İslam’ın mesajı umut, adalet, merhamet ve güzel ahlak üzerine kuruludur. Bu değerlerin geleceği de onları hayatında yaşayan insanların omuzlarında yükselecektir. Sözlerimiz kadar davranışlarımızın da örnek olduğu bir hayat yaşayabilirsek, hem çocuklarımıza hem de içinde yaşadığımız topluma bırakabileceğimiz en değerli mirası bırakmış oluruz.

Unutmayalım ki en etkili davet, güzel yaşanmış bir hayattır. İnsanlara anlatmadan önce yaşayabilmek, söylemeden önce örnek olabilmek ve sevgiyi davranışlarla gösterebilmek, geride bırakacağımız en güzel iz olacaktır.

Çünkü ardımızda bırakacağımız en değerli miras; sahip olduğumuz mallar değil, güzel ahlakımız ve yetiştirdiğimiz güzel nesiller olacaktır.

Selam ve muhabbetlerimle.

Ali Duranoğlu

07.06.2026

 

 

VorarlbergTV

Yorum Yazın