
SOSYAL VE MANEVÎ DAYANIŞMA
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de buyurduğu üzere:
“Sizi bir kadın, bir erkekten yarattım, sonra kabileler halinde yaşam verdim ki, bir araya gelip tanışıp, birlik olabilmek için sosyal, manevî olarak toplumda sosyal, psikolojik, manevî her hâliniz ile tanışın ve güçlü olarak düzenle yaşayın.”
Ayeti az da olsa açıklayarak, tüm insanlığa çağrısını özetlemek istedim.
Toplumlar; fertlerle, aile bireyleri oluşarak başlar.
Önce aile içi birbirini anlamak, sonra sosyal hayatta ahlaki kurallar, hak hukuka, empatiyle yaşamak suretiyle toplumsal sosyal yaşam oluşur.
İnsanın karakteri anne karnında, aile yaşantısıyla başlar, ailenin yaşam sistemiyle devam eder.
Eğitim ve sosyal çevreyle kemalleşmeyle devam eder.
Karakterin oluşmasının en önemli değerinden başta geleni, manevî duygular, merhamet, empati, kendisine yapılmasını istemediğini, başkasına yapmama duygusuyla güzel bir yaşam oluşur.
Sosyal olarak da, insanî ve İslamî kurallara uyarak, toplum hak ve hukukuna, hâl ve hareketlerine, iletişimdeki dayanışma ile, değerli bir hâl alır.
Karakterin oluşunun temel varlığı, kişinin asaletine bağlı olarak devam eder.
Büyüklerimiz, “Aslı huu, nesli huu…” derlerdi.
Rahmetli babam bu cümleyi söylediğinde, ona sordum:
“Baba, bu cümleyi bana açıklar mısın?”
“Evlat, bak sana yaşanmış bir hikâye anlatayım.
Benim bir dede tarafından yakınım vardı. Abdülhamid (Allah ona rahmet eylesin) döneminde askerdi. İnzibat çavuşu olarak görev yaptığı askerden, bir sebeple kaçak hâle gelmişti.
Bazı kişilerle bir topluluk kurup, oradan öbür tarafa geziyor, ihtiyaçlarını temin için köy ağalarına gidip misafir oluyorlar, sabahtan ihtiyaçlarını alıp ayrılıyorlardı.
Bir gün bir ağaya misafir olmuşlar. Ağa onları ağırlamış. Sabah ağayla kahvaltı ederken, odanın kapısı tak tak diye çalındı.
Ağanın iki oğlu içeri girdi. Ellerini önlerine bağlayarak:
‘Baba, köyümüzde düğün organize ediyoruz. Kız tarafı mehir olarak şu kadar tarla istiyorlar, verelim mi?’
Ağa:
‘Verin evladım.’
‘Emredersin baba.’
‘Evlatlar, şu kadar altın istiyorlar.’
‘Verin evladım.’
‘Şu kadar para istiyorlar.’
‘Verin evladım.’
Evlatlar her cevaba:
‘Hay hay baba.’
‘Baş üstüne baba.’
diyerek saygıyla cevap verirken,
Toplum başı ağaya:
‘Bu kadar arazi, altın, para verilir mi? Paranın bir kısmını bize ver, biz alıp geliriz.’ deyince,
Ağa:
‘Neden vermeyelim evladım? Biz hanım alıyoruz, aslına, asaletine bakar, seçeriz. Onun içinde ne versek azdır.
Ondan da gördüğünüz evlatlarım gibi, verdiğim emirlere “hay hay baba, baş üstüne baba” diyen ve uygulayan asaleti temiz evlatlar kazanır ve yetiştiririz.
Siz de ne yapar, nasıl eş alırsınız?’
Toplum başı:
‘Bizde en fazla iki buçuk lira veririz. İsterse vermesin, biz alırız.’ demiş.
Ağa:
‘Eee, evlat! Biz bu kadar veririz, eş alırız; anne olur, bu benim evlatlarım gibi “emredersin, hay hay baba” deyip uygulayan asil evlatlar yetiştiririz.
Sizin iki buçuk lira vererek, değer vermeden, aslına, asaletine bakmadan, karakter ve ahlaki durumu, dinî inancı, toplumsal iletişimine bakmadan, evlilik olsun diye aldığınız eşlerden ancak sizin gibi sorumsuz, boş gezen olur.
Bu akılsız baş, büyük harmanda, ha dolaş, dön dolaş…’
diye ders vermiş.
Topluluğun başı arkadaşlarına:
‘Hayden gidelim. Bugün yiyecek yerine iyi bir nasihat, büyük bir ders aldık.’ diyerek oradan ayrıldılar.
İşte evladım, “Aslı huu, nesli huu” budur.
Yani, insan karakterini anne babayla, taa evlilikle, çocuk kazanmakla, yaşantılarıyla başlar, toplumsal yaşamda ona göre hâllenirler.
Tabii ki Allah’ın emrettiği, bize indirdiği Kur’an ahlakıyla eğitim olursa, elbette kalpler Allah dedikçe, kanın temizlenerek, güzel ahlak ve temiz hayatla, iletişimi insanî ve İslamî kurallara uygun bir toplum meydana gelir.
İnançlı toplumlar, sosyal, manevî, psikolojik dayanışmayı, inançları gereği, insanî vasıflarla yapınca, birlik oluşur, her hâlükârda, insanî ve İslamî hizmetlerde başarılı olurlar.
Toplumda, dinî ve sosyal birlik meydana gelir.
Toplu vurdukça yürekler,
Onu top sindiremez.
Girmedikçe bir millete tefrika,
O millete düşman giremez.
Sosyal manevî dayanışma, her türlü başarının temelidir.
Yüce Allah:
“Siz, birbirinize düşman olabilirdiniz. Ancak ben sizin kalplerinizi iman enerjisiyle birbirine bağladım ki, sabaha, (aydınlık, huzurlu, nur güneşine) kardeş olarak uyandınız.”
İnançta birlik, sosyal ve manevî birliğin temel unsurudur.
Biraz düşünmek, biraz değerlendirmek lazım ki, toplum ve insanlık olarak düzelme sağlanmış olsun.
Aksi takdirde, birbirine insanî vasıflarla, dinî inanç, iman, sevgi enerjisiyle yaklaşmayan fert ya da toplumların başarıları dünyada kalır.
Halbuki ebedî hayat, dünyadan hayırlıdır.
Ey Allah’ın kulları, kardeş olun.
Allah; gönüllerde, ailede, sosyal yaşamda, insanî ve İslamî hizmetlerde inancımızla birlikte muvaffak eylesin.
Selam, dua ve muhabbetlerimle.
Mustafa Demir
Yorum Yazın