Dijital Çağın İmtihanı: Tetikçilik mi, Kamu Görevi mi?

Celil Serce
2825 Görüntüleme
08 Ocak 2026 20:15
Son Güncelleme: 08 Ocak 2026 20:15
Dijital Çağın İmtihanı: Tetikçilik mi, Kamu Görevi mi?

Bugün herkesin cebinde bir ekran var. Peki bu ekranlar bizi hakikate mi yaklaştırıyor, yoksa hakikatin etrafında döndürüp duruyor mu? Bilgiye hiç bu kadar hızlı ulaşmamıştık; ama doğru bilgiye ulaşmak hiç bu kadar zor olmamıştı. İşte dijital çağın imtihanı tam da burada başlıyor.

Basın ve yayıncılık kutsaldır. Çünkü bu alan, sadece haber vermekle kalmaz; topluma yön verir, gündemi belirler, güven inşa eder. Bu yüzden dijital yayıncılık bir ateş gibidir. Doğru ellerde ısıtır, aydınlatır, yol gösterir. Yanlış ellerde ise yakar… Ya da daha tehlikelisi, soğutur. İnsanı duyarsızlaştırır.

Bugün sosyal medya başta olmak üzere dijital platformlar, toplumun nabzını tutan en güçlü alanlar hâline geldi. Gündemi artık manşetler değil, algoritmalar belirliyor. Ancak bu güç, beraberinde büyük bir sorumluluk da getiriyor. Çünkü güven bir kez sarsıldığında, onu yeniden inşa etmek yıllar alır.

Bu alan bir ulaktır. Ulak nedir? Bilgi taşır. Toplumu bilgilendirir, uyarır, farkındalık oluşturur. Ne eksik ne fazla… Ama bazıları bu ulaklık görevini unutup, kendi yükünü bindirmeye çalışıyor. Kendi kirini, kendi hesabını, kendi menfaatini bu kanallara bulaştırmak isteyenler var. Buradan net söyleyelim:
Kirinizi dijital yayıncılığa bulaştırmayın.

Çünkü bu alan aynı zamanda bir güçtür. Herkes izler. En çok da eleştirenler, karşı çıkanlar, muhalif olanlar takip eder. Dijital yayıncılık, aynı zamanda açık bir istihbarat kaynağıdır. Bugün bilinen bir gerçek var: bilgi kaynaklarının büyük çoğunluğu açıktır. Paylaşılan, yazılan, konuşulan her şey kayda girer. Silindi sanılanlar bile hafızada kalır.

Bu yüzden dijital mecralar, aynı zamanda kurumsal hafızadır. Bir nevi çağın tarih kitabıdır. Kim neyi, ne zaman, hangi niyetle söyledi; hepsi not edilir. Ne mutlu bu gücün kıymetini bilene, ne mutlu hakkını verene.

Özellikle yapay zekânın hızla geliştiği, dijital araçların her geçen gün çeşitlendiği bu dönemde, dijital yayıncılığın önemi daha da artıyor. Artık kimse gazete almıyor, radyo dinlemiyor, televizyonu bile arka planda açıyor. Ama telefon elimizden düşmüyor. Saatlerce sosyal medya akışında geziliyor. Bu gerçeklik göz ardı edilemez.

İşte tam bu noktada, işini namuslu şekilde yapanlara saygıyı bir borç biliriz. Doğru bilgi için emek veren, teyit eden, kamu yararını önceleyen herkesin önünde saygıyla dururuz. Ama bu alanı bir silah, bir tetik, bir masa oyunu gibi görenlere de söyleyecek sözümüz var:
Bu iş o iş değil.

Dijital yayıncılık ve sosyal medya paylaşımları; tetikçilik değil, kamu görevidir. Manipülasyon aracı değil, hakikat yoludur. Algı inşa etmek için değil, gerçeği görünür kılmak içindir. Burada mesele taraf olmak değil; dürüst olmaktır.

Bu çağda kimseyi uyandırmaya gerek yok. İnsanlar artık bağıranlardan çok, sakin ama tutarlı olanlara kulak veriyor. Sessiz bir farkındalık dalgası var. Kimse slogan atmıyor, ama herkes not alıyor.

Ve şunu da kabul edelim: Bu bir imtihan. Çağa ayak uydurabilecek miyiz, yoksa çağın bizi sürüklemesine mi izin vereceğiz? Dijital araçları kullanmak başka, onlara teslim olmak başka şeydir.

Bu alan, kişisel hesapların arka bahçesi değildir. Dijital yayıncılık ve sosyal medya; hafıza, sorumluluk ve emanettir.
Doğru kullanıldığında topluma hizmet eder.
Yanlış kullanıldığında ise sahibini de, toplumu da yorar.

İmtihan büyük. Ama hala geçmek mümkün. Anlayana.

Anlamak isteyene.

Saygılarımla,

Celil Serçe

Yorum Yazın