Perde Arkasında Biriken Kirli Çamaşırlar

Celil Serce
4022 Görüntüleme
23 Kasım 2025 20:35
Son Güncelleme: 23 Kasım 2025 20:35
Perde Arkasında Biriken Kirli Çamaşırlar

Geçen hafta yaşlı bir esnafla ayaküstü laflıyoruz.Adam birden, “Evlat, bu devirde hile yapanların eli titremiyor ama gözü çok oynuyor,” dedi.Anlamadım önce. Sonra ekledi:

“Gerçek gizlenmez oğlum… gizleyen yorulur.”
İşte o an, mevzunun sandığımızdan daha büyük olduğunu hissettim.

Çünkü memlekette garip bir tiyatro dönüyor. Ama sahnedeki kalabalık, göz alıcı ışıklar sadece bir gösteri.
Perde arkasında ise bir avuç insan var ki… her planı kusursuz sanıyor, her maskeyi sağlam.
Ama ne yazık ki, kusursuz işlediğini sandığı her plan, aslında çok iz bırakıyor.
Gizlediğini sandığın şey, sakladığından daha çok ses çıkarıyor.

Ve mesele sadece bireylerle ilgili değil…
Bir insan tipolojisi var: kendini dâhi sanan, kimliği menfaatine göre şekil değiştiren…
Kendi gölgesini fark etmeyen, ama iz bıraktığını sanan tipoloji.
Bu sözlerin sahibi ben değilim; üzerine alınanların aynalarıdır.

Hizmet kılıfıyla dolaşanlar, dindarlık maskesi takıp menfaat çevirenler, toplumu dizayn ettiklerini sananlar, “bizans oyunları” planlayanlar…
Her biri ayrı bir karakter paketi, ama ortak bir özellikleri var: perdeyi ne kadar kalın yaparlarsa, izleri o kadar görünür hâle geliyor.
Ve işin en ilginci: çoğu bunun farkında değil. Kendi oyununu kusursuz sanıyor.

Bugün bir nesil geliyor. Sessiz ama dikkatli.
Gülümseyerek izliyor, ama hafızaları güçlü.
Kimin neyi ne için yaptığını, hangi maskenin neyi sakladığını tek bakışta çözüyorlar.
Onlara istediğiniz kadar rol sunun… yemezler.
Ayakları yere sağlam basıyor, kalabalıklaşıyor ve artık toplumun kenarından değil, merkezinden yükseliyorlar.

Toplumun yeni bir hamleye ihtiyacı yok;
yeni bir farkındalık dalgasına ihtiyacı var.
Ve o dalga sessizce büyüyor. Kimse bağırmıyor, kimse yüklenmiyor…
Ama sessizlik, unutmak değildir.

Bazı kirler vardır… hangi deterjanı dökersen dök, çıkmaz.
Çünkü yüzeyde değildir; karakterin dokusuna işlemiştir.
O yüzden bugün yaşananlar sadece çamaşır yıkama işi değil;
“lekeyi teşhis etme” meselesi.
Ve görünen o ki, kimilerinin lekesi artık saklanamayacak kadar koyulaşmış durumda.


Bu toplumun iyi niyetini suistimal edenler, bilsin ki iyilik sessizdir ama zayıf değildir.
Hakikat, zamanını geldiğinde kendini gösterir.
Milletin sabrı geniştir, ama sonsuz değildir.
Gölgeler ise, ışığın yolunu kesemez… sadece uzatır.
Ve bilinsin ki:
Kul hakkı sessiz olur ama ağırdır.
Bizim sözümüz kırmak için değil, uyandırmak içindir.
Gölgeler değişir, güç geçer…
Ama hakikat, her çağda kendi nuruyla parlar.

Saygilarimla

Celil Serce

Yorum Yazın